Zıtlıklardan Enerji Doğar dedi Annem

Aynı sayfa düzeni içinde iki haber, toplum ve yaşam sayfasında kendine yer bulmuş, sanki birbirlerini tamamlıyor.

Üstte yer alan büyük haberde, telefonlaşalım diye kendisine el eden adamı mahkemeye veren kadının durumundan bahsediyor.

Kadın kendisini taciz ettiği için komşusunu mahkemeye vermiş, kocası da hepimizin huzuru kaçtı o benim karım ben de müdahil olacağım bu davaya demiş. Beden sadece karımın değil evliyiz, onun bedeni üzerinde benim de hakkım var demiş.  Bunlar benim sözlerim elbet o dolaylı yoldan söylemiş mahkemede, haklısın kardeş gel demiş, onu müdahil etmiş.

İnsanlar tecavüze uğruyor, iki gün sonra toplumun arasına karışıyor tecavüzcüleri, elbet taciz eden beraat etmiş. Koca araz çıkarmış bu sefer, demiş olmaz itiraz ediyorum,  bırakamazsınız. Bırakırdın bırakamazdın tam yedi yıl sürmüş mahkeme sonunda Yargıtay Ceza Genel Kurulu,- Yargıtay’ın en üst kuruluymuş bu-  demiş ki yaw siz ne diyorsunuz, kocanın ne işi var bu dava da tacize uğrayan kadın, beden ona ait, bundan sonra böyle işinize gelmezse evlenmeyin kardeşim. Sonunu ben ekledim gaza geldim sanırım.

Çağda bireyselleşme, tekilleşme çağı artık hepimiz daha net biliyoruz kendi bacağımızdan asıldığımızı, kıçımıza takılan çiçeğin cinsi, -eskiden kasaplar hoş görünsün diye derisi yüzülmüş koyunların kıç deliklerine kırmızı bir karanfil takardı- şimdi hangi vitrinde durduğumuza bağlı.

Bu arada büyük haberin altında gündelik hayattan öyle normal kadınlar pankart açmış bekleşiyorlar, “Erkek Adalet Değil Gerçek Adalet!” diyorlar.

Bir de ilahi adalet var ben onu seviyorum.

Aklın üstünde, sürpriz dolu olanı, çat diye gelip seni ensenden yakalayanı.

Tanrı süprizi gönderirken merhamet etsin ve amin.

Aşağıdaki minik resimde ki kadın, sarı kötü bir peruk takmış, öğretmenmiş. İki aylık bebeğini evde bırakıp kapıyı üzerine kapatıp gitmiş. Bu saçma bir haber, büyük bir ihtimal haber eksik.

Daha önce hastane kamerasına yakalanan bir anne vardı. Ağlayan bebeğine, sus sus diyordu, arada koridora çıkıp etrafı kolluyor geri dönüp ağlayan çocuğun ağzını kapatmaya çalıyordu. Nasıl fark edildi bilmiyorum, haberlere çıkmıştı.

Bu konu edilen kadın küçük bebeği ölsün diye evden bırakıp gitti habere göre dokuz gün sonra gelip bebeği yok edecekti belki yakalandı herhalde. Cani bir kafadaysa, psikolojik bir sorunu varsa yaptıklarında mantık aramamak gerek.  Cesaret edemedi belki ağzına dokunmaya belki doğum sonrası depresyona girdi. Bebeğin babası, bebeğin varlığından öldükten sonra haberi olduğunu söylemiş karakola onu çağırdıklarında, üç senelik polismiş.

Belki de adam biz tanrının huzurunda evlendik dedi kadında adama inandı, sonra ailesi istememiş kadını ve polis adam duramamış ailesine karşı ya da o kadar kızı sevmiyormuş, tutmuş ayrılmış kadından.  Bebeği olursa belki babası, ailesi insafa gelir sandı öğretmen anne ya da doğurmaktan başka çaresi kalmadı.

Neyse hikayeci yanım milyonlarca alternatif üretebilir bu konuda.  İki haber benim gözümde yan yana tezatlıklarıyla bir haberdi, ben de uyandırdığı öfkeyi yazıya dönüştürdüm.

Senaryolarımın temel kurgusu, toplumun görünmez kurallarının baskısının bunalttığı annenin, bebeğini öldürmesine zemin hazırladığı fikrinde yoğunlaşıyor.

Devlet böyle katliamlara zemin yaratacaklar ortamları yok etmek yerine toplumun yarım bıraktığı işi resmi yollardan tamamlıyor, öğretmen hakkında inceleme başlatılmış – bir bebeği öldürene kim çocuğunu teslim eder-, sorumluluk sahibi olmayan polise DNA testi yapılıyor, hakkında soruşturma açılacakmış. Ailesi de anne baba okuluna gönderilecekmiş diyeceğim Allahtan korkuyorum.

Ben konuyu yazarken onların özeline girdiğim için kendimi rahatsız hissettim belli etmesem de.

Bu haberi bize aktaran medya gibi benim konuyu ele alırken dikkatli olmam gerektiğini doğru kelimeleri bulmam gerektiğini biliyorum. Yoksa bir tezat da ben oluşturmuş oluyorum. Özele saygı haberi hakkında yazarken birilerinin özelinde palas pandaras kelimelerimle dolaşmış oluyorum asla amacım bunu yapmak değil, pervasızlığım kesinlikle pervasız gördüklerime duyduğum öfkeden kaynaklanıyor.

Kişilik haklarına saygıdan yola çıkıp ilişkilerde mola verince akla devlet gelince insan şu istenmeyen hamilelikler hakkında iki kelam etmeden duramıyor.

İnsanlar hamile kalma ihtimallerini düşünüp güvenli test yaptıracakları zaman artık endişelerini daha da artıran bir durumla karşı karşıyalar. Boşanmak için evlenilmeyeceği gibi hamile kalırsam aldırırım kafasında kimse sevişmiyordur herhalde.

Bedeninde ki değişiklikleri hissettiğinde artık insanların düşüneceği bir sürü şey var.  Faturanızı ödediyseniz bu yazıyı dikkate almayın, yoksa üç gün içinde elektriğiniz kesilecek mesajı gibi,  devlet yedi sülalenize bir mesaj gönderebilir. Kardeşiniz, kızınızın aylık periyodlarını takip ediyorsanız problem yok fakat kızınız hamile olabilir / e- devlet gibi bir mesaj mide bulantılarını hızlandırır sanırım. Mesajın devamında kurumsal kimlik bilgiler olurmuş artık nereden geliyorsa. Bu birinin cinnet kodlamasını karşı tarafa geçirmenin, hedef göstermenin en ilkel yolu, tut onu getir bana, yakala gibi bir şey.

Örf adet ananelerimize bile aykırı. Mesela bizim adetlerimizde kadınlar karınları burunlarına gelene kadar kimseye söylemezler hamile olduklarını. Yok efendim hamile kalmak için çalışmalara başladık, ay teyzesi daha kan pıhtısı gibi konuşmalar çok cahilce ve ayıp karşılanır bizim toplumuzda, görgüsüz ailelerin kızları bu tarz konuşmalar yapar büyüklerinin yanında birazda zekaları normalden düşük kabul edilir falandı eskiden.

Sonra da bir haber çıkıyor gazete emsal bir karar beden kişiye aittir hesabı ondan sorulur kocaya halt etmek düşer diye. Evdeki erk babadır, kocadır. Toplumda erk devlettir.

Biz pankart açmaya devam edelim. Değiştirmek için önce değişmek gerek. Eskiden böyle peşine düşmüyorlardı sanki kadınlar birbirlerinin, sadece erkeklerden nefret edenler yan yana gelebiliyorlardı. Gerçi o dönem geride kalmış şimdi başka bir kafayı yaşıyormuş feministler, bir yerlerde öyle okumuştum. Yeni akım başka ama ne sormayın oraya dalmıycam şimdi zaten yaşıyoruz bence, biraz yırtıcılar hala ama ben seviyorum kadınların kadınlar için birlik olmasını, seslerini yükseltmesini. Onların sayesinde bir sürü farkındalık yaşadığıma inanıyorum.

 

Zuhal Özden

 

 

 

Reklamlar

Sıkıosa Yorum Yap

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s