Mavi

art-shop-karga-kanvas-tablo-art29511049-3

Gece yarısı arkadaşlarının yanından ayrılıp tek başına yürümeye başladığında, yüzü asıldı kadının. İşte böyle yapıcam bundan sonra dedi, her saniyemi doldurucam. Kendimi meşgul edecek bir şeyler bulmalıyım.

İnsanların rengini gösteren bir gözlük olsaydı eğer, ona bakan yolda yürürken renginin kırmızıdan maviye dönüştüğünü görürdü. Neşesinden eser kalmamıştı. Tutkusunu masada bırakmıştı. Şimdi içinde hüzünlü ahtapotlar kol geziyordu.

İnsanların arasına karışıp metroya bindiğinde kitabını çıkarıp okumaya başladı. Okuduklarından hiç bir şey anlamadığını fark edince, kitabını çantasına geri koyup, yanında gürültüyle konuşan gençlere kulak verdi.

Ben denedim ama başaramadım diyordu, uzun saçlı sakallı oğlan. Evde ne kadar ilaç varsa içtim. Ölmedim. Annem hasteneye götürmüş. Midemi yıkadılar. Hiç bir şey hatırlamıyorum aslında. Ablam da ondan ayrılınca denemişti dedi, yanında oturan sesi büyük kendi çocuk arkadaşı. Gidip sevgilisiyle konuştum tabi. Ağzının payını verdim. Herifin ağzını burnunu kırdım o sinirle. Ablam şimdi benimle konuşmuyor. Onu ben buldum. Bileklerini kesti. Oğlum o kadar korkmuştum ki. Ölecek sandım. Meğer kızı ne kadar çok seviyormuşum. Tabi oğlum, kardeş sevilmez mi? dedi, sakallı oğlan. Ben kendime geldiğimde annem başımda ağlıyordu. Bunu bize neden yaptın dedi. Canım yaşamak istemiyor demiştim. O da bana tuhaf tuhaf bakmıştı. Harbiden bazen yine deniyim, diyorum. Çok sıkılıyorum ben ya. Ne istediğimi de bilmiyorum.

Birbirlerinin yüzüne bakmadan, etraftaki insanları umursamadan konuşuyorlardı.

Kadının rengi maviden sarıya döndü. Telefonunu çıkardı çantasından, oyun oynayıp rengini atmak istiyordu. En çok da yanındaki çocukların konuşmasına katılmak istiyordu. Utandı.

Kendini çevresine kapatmak en iyisiydi. O da en iyi bildiği oyunun içine daldı. Sürekli hata yapıyordu. Oyun kazanmasına izin vermiyordu. Vazgeçti oynamaktan.

Ölümü düşündü. Metronun raylarına düşse, ilk neresinin acıyacağını karar veremedi. Korkup ödü patlardı belki. Parçalanmış bedenine bakan yabancı insanları hayal etti.

İçi sıkıldı. Utandı.

Etrafındaki insanlara, bakıp onlara daha çok yabancılaştı. Duygularını gösteren bir gözlük olsaydı eğer, yanında oturan insanlar parçalanmış cesedini görüp, korkuyla kaçışırlardı.

Kaçıştıklarını hayal etti. Merakla tepesinde ona bakanları. Daha çok yabancı oldu etrafındaki insanlar.

Oturmaktan sıkılıp ayağa kalktı. Başını öne eğip yeni aldığı ayakkabılara dikti gözlerini.

Güzellerdi.

Parçalanmış bedeni tümlendi. Ayakkabılarının yeşil rengi üzerine bulaştı. Çiçek desenlerine gülümsedi. Rahatlar diye geçirdi içinden.

Kafasını kaldırıp metronun kapısına yansıyan gölgesine baktı.

Maviydi.

 

Reklamlar

Sıkıosa Yorum Yap

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s