Ezikler Gecesi

10410281_974881465883971_8139491091680811848_n

Hep pijama partisi mi yapacağız kızım dedi, sevgilisi yanında uyuyan kadın, küfür gecesi yapalım işte, madem o paçozdan ayrılmış kutlayalım. Sonra tedirginlikle baktı yanında uyuyan adama, fısıldayarak, hadi kızım ya sonra konuşuruz, beni ara öğleden sonra şimdi müsait değilim, hadi bye öptüm.

Telefonunu kapatıp sessizce yatağın yanına yere bıraktıktan sonra yanındaki adama dönüp bir süre onu seyretti kadın. Adam biraz sonra başına geleceklerden habersiz masum uyuyordu. Kadın aklına aniden gelen fikirle adamın üzerindeki örtüyü kaldırıp örtünün altında kalanları inceledi muzipçe, suya dalar gibi örtüyü başına çekip gözden kayboldu.

Yüzüne görüşüz, diye telefon kapanan kadın, hala telefonu kulağında açılmasını bekliyordu. Sonunda sabırsızlıkla, kızım neredesin dedi, bu akşam Ezikler Gecesi yapacağız, kimseye söz verme, Arif’in orada ol, dokuzda, sakın geç kalma he, dedikodular çok birikti, kızım merak ediyoruz hepimiz, o herifin kıçına nasıl tekmeyi bastın, anlat da  içimizin yağları erisin. Gerçi kızlarla aramızda karar aldık, bir kere daha barışırsanız, ikinizi de siktir ediyoruz hayatımızdan, ne haliniz varsa görün lan. Aman tamam be sustum. Yeni mi uyandın. Kızım ne rahatsın, alıştın tabi, uyu bakalım. Bana bak geç kalma, hadi tamam kapat lan.

Telefonu kapatıp yataktan kalkarken, bunlarda sabahları ne manyak oluyorlar ya, işitmediğim azar kalmadı diye söylendi kendi kendine. Aynanın karşısına geçip bir süre kendini süzdü, göğüslerini iki elinin arasına alıp, yukarı kaldırdı, yüzünü buruşturup serbest bıraktı. Soyunup duşa girdi.

Kediler kediler seni yer diye şarkı söylüyordu duşta. Müziğin ritmini kalçaları tutuyordu. Çatılardan düşmekte kediler kediler derken, kalçalarıyla daireler çiziyordu. O mesafe öldürmez dediler dediler, senle ben bu gece deliler deliler gibi sevişsek uyusak, gemiler gemiler girer salondaki camdan, ölürsün sen heyecandan, kediler kediler seni yer, seni yer diyordu saçlarını şampuanlarken.

Duştaşarkısöylemeyisevenkadının, akşam Ezikler Gecesine davet ettiği kadın, kapattığı telefonu yastığının altına koymuş, yastığı birini döver gibi bir iki kez yumruklamış, yüzünü yastığa gömmüştü. Gözlerini kapamıştı ama artık uykusu terk etmişti onu. Hırsla kalktı, terliklerini aradı, yere bakmadan, çıplak ayakla yere basmaktan nefret ederdi. Sonunda bulup hırsla ayağına geçirdi, ayaklarını sürüyerek etrafına bakındı. Kedisi Limon’u arıyordu gözleri.

Henüz yavruydu, arkadaşı yeni doğum yapan kedisinin yavrularından birini ona emir vaki vermişti. Barınağa vereceğim bak almazsan, günah değil mi? Baksana ne şirin, demişti. Sarı, tekir, sokak kedisiydi. Şirindi ama gerçekten ve her sabah onun ayak başparmağını ısırıp, kaçmayı huy edinmişti.

Bu sabah ısırmamıştı, onu bulamıyordu, görmedikçe panikliyordu kadın. En büyük korkusu, onun bir yerden düşmesiydi. Pencereleri açmıyordu, balkon kapısı hep kapalıydı, Limon odada olduğu zamanlarda. Kanepenin arkasına saklanmayı seviyordu ama orada da yoktu. Limon neredesin? gel, sarılayım sana, hadi ya, sarılalım, neredesin, of ya diye söylenmeye başladı kadın.

Yatak odasından koşarak geldi Limon, ayaklarına sürtünüp, kanepeye zıpladı. Kadının hoşlanmadığı bir şeyi yaptığı zamanlarda takındığı tavır vardı üstünde, yatak odasında ne haltlar karıştırdın sen, diye söylendi kadın, küçük çocuğunu azarlar gibi. Bir yere işediysen, valla bak ben de senin kumuna işerim he diye, söylendi ardından, yatak odasına geri giderken.

Odaya girip etrafa göz attı, ortalıkta anormal bir şey bulamadı. Mutfağa gidip, çay suyunu koydu, bir sigara yaktı.

Kapının zili çaldığında kanepeye uzanmış kitap okuyordu. Zilin sesine kalkıp kapıyı açtı, sabahtan azarladığı arkadaşı karşısındaydı, ne arıyorsun burada, Arif’in orada buluşmayacak mıydık dedi. Duştaşarkısöylemeyisevenkadın içeri girip ayakkabılarını çıkarırken, ay çekil sıkıldım evde, dayanamadım, çıktım geldim işte.

İyi gel, dedi kadın.

Hadi ya giyin de çıkalım, evde oturmayalım, dedi Duştaşarkısöylemeyisevenkadın.

İyi de saat daha erken, ne yapacağız bu kadar erken gidip, bu saatte kimse yoktur orada, liseli tiplerin arasında mı oturacağız Allah aşkına. Geç otur işte, Limon’u sev biraz.

Hadi hadi giyin ben o sırada Limon’u severim yeter bana. Daraldım lan, anlasana.

Aman iyi be geç otur, giyineyim ben.

Hadi çabuk bekliyorum, dedi Duştaşarkısöylemeyisevenkadın salona girerken.

Limon ondan korkmayan insanları tanıyordu, Duştaşarkısöylemeyisevenkadın da onlardan biriydi, o yüzden onu korkutmakla hiç uğraşmayıp, hemen yanına tırmandı. Kadının oturduğu kanepenin üzerine zıplayıp, yanına sokuldu. Kadın başını, karnını okşadı kedinin. Onun sevgi gösterisinden sıkılan kedi, yere atlayıp, ayaklarının dibindeki çantasına yaklaşıp üzerine çıktı, bir süre üzerinde oturduktan sonra, içine kıvrılıp uyudu. Kadın gülümseyerek onu seyrediyordu, Limon onun varlığını unutmuştu, kadın onu seyrederken, huysuzluğundan vazgeçmişti.

Üzerini değiştiren kadın içeri geldiğinde hala gülümseyerek Limon’un uyumasını seyrediyordu Duştaşarkısöylemeyisevenkadın. Bir süre onlara bakan kadın hadi dedi, kalk beni acele ettirdin şimdi bakıyorum yayılmış oturuyorsun, gidiyoruz. Birden daldığı resimden silkinen kadın, tamam tamam, hadi dedi. Limon’u gösterip, bunu ne yapacağız dedi.

Limonişko kalk gidiyoruz biz dedi, Kırmızıelbisesininiçinde sevgilisindenyeniayrılmışgibigörünmeyenkadın.

Adını duyunca esneyip gerinen kedi nazlı nazlı çantanın içinden çıkıp kanepeden kalkan kadının yerine uzandı. Kafasıyla kediyi gösteren kadın, körle yatan şaşı kalkarmış, bu da senin gibi uykucu oldu dedi. Güldü iki kadın.

Evden çıktıktan sonra uzun süre yürüdüler, bindikleri taksi şöförü sinirlerini bozmuştu, adamla kavga edip, sırf gıcıklık olsun diye, onu trafiğin en sıkışık yerinde bırakıp, taksiden indiler. Bir süre adamın ne kadar öküz olduğundan bahsedip, sinirlerini boşalttıktan sonra mağazaları gezip, hiç bir kıyafeti beğenmeyip, mağazadaki satıcı kızların gıcıklığı konusunda bir kez daha hem fikir olup, içecekleri restorana erkenden gittiler.

İçeri girdiklerinde Kırmızıelbisesiiçindesevgilisindenyeniayrılmışgibigörünmeyenkadın, buyur şekerim, kimseler yok, al buyur nereye istersen otur diye, arkadaşını azarladıysa da arkadaşı hiç oralı görünmeden etrafı süzmeye devam etti. Arif’le sohbet ederiz biraz, huysuzluk etme işte, hadi gel diyerek arkadaşının kolundan tutup, salonun ortasına sürükledi.

İki kadının içeri girdiğini gören restoranın sahibi, garsonlardan önce atılıp onları karşıladı. Uzun zamandır görünmediklerine sitem edip, güzelliklerinden dem vurdu. Kadınlar memnun gülümseyerek, onunla birlikte, adamın gösterdiği masaya doğru ilerledi.

Hep birlikte oturup, memleket hallerinden, kadınlardan, erkeklerden konuştular.

Masumsevgilisiolankadın geldiğinde bol kahkahalı sohbetlerine devam ediyorlardı, o geldiğinde adama, bu gecenin özel olduğunu, şarap değil rakı içeceklerini söylediler.

Masumsevgilisiolankadın etrafa saçtığı buğunun farkında, neşeyle rakı bardağını havaya kaldırıp arkadaşlarına uzatırken, hayatımızdaki tüm orospu çocuklarının hepsininamınakoyayım dedi. Neşeli surattan çıkan sinkaflı sözler yüzünden şaşıran kadınlar önce duraksayıp sonra küfürü bastılar.

Ezikler Gecesinde akıllarına gelen tüm ezikleri sofraya yatırıp ameliyat ettiler sonra bunlardan bir halt olmaz diyerek onları masa da kapamadan bırakıp bir köşeye bıraktılar.

 

 

 

Reklamlar

Uçan Kuş

12279075_1711071412440483_5039249606507613378_n

Orospuçocuğusevgilisiolankadın taksinin arka koltuğunda evine dönerken mutluydu, bir an önce eve gidip banyo yapmak istiyordu. Küveti doldurup içine uzanacaktı, önce biraz kiraz sapı, ıhlamur kaynatması gerekiyordu, tarçın çubuğu da koyacaktı elbet sonra mutlu olmaya devam edecekti. Geçen sene seyrettiği bir filmden çaldığı diyaloğu bugün sevgilisinin suratına haykırmış sonunda o ifadesiz yüzünü allak bullak etmeyi başarmıştı.

Filmde beğendiği kadın nefret ettiği nişanlısından hamile kaldığını sanırken 2 ay ömrü kaldığını öğrenmişti, kırmızı dudakları önce nefretle gerilmiş sonra oturduğu sandalyeden kalkıp kahkahalarla gülmeye başlamıştı. Her gün Hastalıkhastasısevgilisinin gaytasını soğumadan getirdiği hastanede kendi içinde  bu sefer gebelik testi yaptırmış, ülkede 5 ölümcül hastadan biri olduğunu öğrenmişti. Doktor ona nadir görülen hastalık yüzünden öldüğünde bedenini incelenmesi için hastaneye bağışlamasını istemişti.

Tüm gün sokaklarda arabasıyla boş boş gezmiş, erkenden karanlık boş bir barda içmiş, gece soyun diye karşısına dikilen Hastalıkhastasısevgilisinin yatağına uzanmış adam üzerinde orgazm olacağı sırada, senden nefret ediyorum diye haykırmıştı.  Orgazmı içinde patlayan adam, üzerinden kalkmış onu yatağından ve evinden kovmuştu.

Orospuçocuğusevgilisiolankadın da bugün buluştuğu sevgilisine aynısını yapmış, yüzüne senden tiksiniyorum, diye haykırmıştı. Adamın yüzü bu sefer şaşkınlıktan donmuş,  yüzünü kadının boynuna gömüp, sessizce yatmak zorunda hissetmişti kendini, onu üzerinden itip kalkan kadın, bir daha dönüp arkasına bakmadığı için adamın sonrasında ne yaptığını bilmiyordu.

Belki de hala yatağında yatıyordu adam. k

Kadın giyinip çıkmış evin anahtarını da adamın portmantosuna asmıştı. Kendini özgür hissediyordu, iki ay ömrü kalmamıştı ama ömrünün uzadığına inanıyordu bugün.

Aklında biriktirdiği sıkıştırıp bir yerlerine sokuşturduğu cümleyi sonunda haykırmış, göğsünde taşıdığı ağırlık ağzından fırlayıp çıkmıştı.

Nefes alırken içini dinledi kadın, ağırlık yok olmuştu işte , nefes alırken içini kimse tıkamıyordu. Derin bir nefes koy verdi yeniden, sanki suyun yüzeyine yeni çıkmış gibi ferahladı.

Uzun zamandır zihninin bir köşesine tıktığı gezinmesine izin vermediği tiksinti, son zamanlarda adamı ne zaman düşünse zihninin karanlık dehlizlerinden fırlar, sağa sola çarpa çarpa koşturmaya başlardı. Onu yakalayıp eski yerine tıkması gün geçtikçe zorlaşıyordu.

Şansın varken tetiği çekmeliydin dedi kadın, televizyonu açtığında. Seyrettiği dizi başlayalı yarım saat olmuştu. Aldırmadı, bu akşam önceliği sıcak suda keyif yapmaktı.

Birazdan arkadaşları ona film seyretmeye gelecekti. Yolda onları aramış, romantik bir film aşk filmi kiraladığını, lisedeki gibi kıza kıza film seyretmeye çağırmıştı. Onlar gelmeden keyif yapmak için mutfağa girip bitki suyunu hazırladı.

Küvetin suyunu açıp kabinin kapılarını kapattı, içerisinin sauna gibi buharlanmasını istiyordu. Banyodaki suyun sesine arada kulak vererek dizisi yarım kalan yerinden izleyerek zamanını bekledi.

Suyun hazır olduğuna karar verdiğinde sigarasını alıp banyoya girdi, buhar azaldığında suyun soğumasına yakın bir sigara saracaktı kendine, yavaş yavaş soyundu, seviştikten sonra yaptığı gibi kıyafetlerini çamaşır makinesine atıp en kısa programı çalıştırdı. Duş almak için yatak odasının banyosuna gitti. Küvetin suyunu hemen kirletmeye niyeti yoktu.

Sıcak su dolu küvete uzandığında ellerini suyun altına sokup karnını okşamaya başladı. Merhametini kaşımak istedi bedeninde. Nefesinde o ağırlığın yeniden acısını hissetti. Eskisi gibi içinin bunalacağından korkup sudan çıkmaya yeltendi, buhar yüzünden bunalmıştı, hayal kırıklığı yaşıyordu, mutlu değildi. Çıkmak için hazırlanırken, gitme dedi, içinde tanımadığı bir ses, gitme korktuğun şeyin içine gir, yürü bak ona, düşüncelerine teslim etti kendini.

Kadın suyun sıcaklığına teslim olurken, zihnini kontrol etmekten vazgeçti. Bırak dedi, ne söylüyor sana. Resimler gördü, önce onun yüzü belirdi göz kapaklarının karanlık perdesinde, sesini duydu eski günlerden, yine yalan kelimeler fısıldıyordu, hiç de özel olmayan, göz kapaklarına yapışan resme baktı, takside ki gibi hissediyordu kendini, adamın yüzü son bıraktığı gibi donuktu artık,  sözleri yabancı bir adamın sıradan kelimeleriydi. Gülümsediğinin farkında değildi, yine de silinsin istedi karanlıkta beliren resim. Küvetin içinde kaykılıp her zaman yaptığı gibi suyun altına gömdü yüzünü, soluklanma ihtiyacı hissedene kadar suyun altında, karanlığında bekledi. Göz kapaklarının önünde parlak ışıklar dans etmeye başladığında sudan çıkardı kafasını.

Kapını zilini duygu, aralıksız basıyordu biri, kimin tahmin etti, kesin gelen Evliçocuklusarışın arkadaşıydı, hızla küvetten çıkıp bornozuna sarındı, kaymamak için terliklerini özenle ayağına geçirip, kapıyı açmak için banyodan çıktı.

Evliçocuklusarışınkadın, saçlarından damlayan sulara bakıp, bizi çağırdığını unuttuğunu sandım, dedi arkadaşını kızgın baştan aşağı süzerken, meğer prenses banyo yapıyormuş.

Yok be ne unutucam, o kadar bunamadık herhalde, dedi Orospuçocuğusevgilisiolankadın, hadi bırak dedi ötekisi, seni bilmez miyim ben, bu kapıda az ağaç olmadık.

Evet, dedi Orospuocuğusevgilisiolankadın siz de kapıya not bırakırdınız, geldik yoktunuz, siz ne biçim boksunuz. Konuşurken yüzünü buruşturup ellerini oynatıyor, kalçasını kıvırıyordu.

Aynen, neyse bugün evde yakaladık hanfendiyi, hadi bırak şimdi maymunluğu, çekil de gireyim, dedi Evliçocuklusarışınkadın önünde duran arkadaşını eliyle iterek.

Tamam lan gir işte, giyinip geliyorum ben de amma dırdır ettin he kızım sen beni kocan mı sandın. Uhuuu bir araba laf yedim ya otur geliyorum ben.

Yok bir de antrede bekliyim istersen. Karnım aç benim, sen de yemek falan yoktur he.

Odada bornuzunun etekleriyle saçlarını kurulayan kadın, lan sen evden gelmiyor musun, ne biçim ev kadınısın, yemeğini yiyip gelsene, dedi arkadaşına.

Odaya peşinden giren Evliçocuklusarışınkadın, kızım senin saç havlun yok mu? Ne öyle ameleler gibi kurulanıyorsun.

Ya bir siktirip gider misin tepemden, git bize mutfakta bir şeyler hazırla, kesin bizim ki de aç gelir, sen böyle zil geldiysen dedi saçlarını kurulamaya devam eden Orospuçocuğusevgilisiolankadın, yok dedi, Evliçocuklusarışınkadın, o karnını doyurup gelecekmiş, sana güvenip aç gelecek kadar salak değilmiş, öyle dedi.

Manyağa bak, dün makarna yapmıştım, kremalı mantarlı ısıt da yiyelim. Şarap var onu da aç.

Of ya ben bıkmışım evde sofra kurmaktan burada bari hizmet göreyim ya, giyin, sen hazırla, ben beklerim dedi, Evliçocuklusarışınkadın, hem bugün yaptıklarımı anlatayım da .