Neşeli Avcı

Merhaba Günlüküm,

Uzun zamandır sana gelmiyorum. Bugün neşeli bir şeyler yazmak için geldim. Neşeli falan olduğumdan değil avcının pusuya yatıp avını beklemesi gibi ben de pusuda neşeli bir şeylere bakmak üzere koşullandırdım kendimi, yazmaya otururken yani ama henüz bulamadım o yüzden seni oyalıyorum.

Hep dolup taştığım zamanlar da geldim sana. Birilerine kendime küfür etmek için, kusmak için ya da dedikodu yapmak için. Bir değişiklik yapayım dedim bugün ama bilemedim.

Biraz önce Çitler diye bir film satın aldım onu anlatayım sana. Zenci bir baba var. Çöp toplayarak hayatını geçindiriyor. Zenci olduğu için kaderine kızgın. Oğlu beyzbol oynuyor kendi de eskiden oynarmış ve ünlü biriymiş kendi klasmanında ama oğlunun öyle boş işlerle uğraşmasını istemiyor. Çünkü spor beyaz adamların onu kullanacağı bir alanmış. Hep yedek klubesinde otururmuş ama o para kazanacağı bir iş sahibi olmalıymış. Oğlu koleje gitmek için burs kazanıyor. İyi beyzbol oynadığı için kazanıyor bunu ama babası hayır diyor kağıtları bana göndermesinler imzalamam, boş işlerle uğraşma git çalış. Çocuk diyor ki baba sen beni neden sevmiyorsun. Babası diyor ki sevmek mi? Seni neden sevecekmişim. Annenle seni yaptık diye sevmek zorunda değiliz. Bu sorumluluklarımızın arasında değil. Benim sorumluluğum  bu evi geçindirmek. Sen sevgi dilenerek yaşama. İnsanlara bu soruyu sorma. 17 yaşında da oğlunu evden kovuyor, oğlu da gidip denizci oluyor 6 sene eve gelmiyor. Babası öldüğü zaman eve geliyor annesine diyor ki onun cenazesine katılmayacağım çünkü onun gölgesinden kurtulmak istiyorum. Her yerde onu görüyorum. Annesi de baban kendisine benzemememen için uğraştı. Bir o kadar da benzemeni istedi. Ve sen babana benziyorsun.

Bu arada evin babası karısına sen benim hayatımda başıma gelen en güzel şeysin demesine rağmen bir gün mutfakta karısına diyor ki benim çocuğum olacak.

Kadın, karına çocuğum olacak mı diyorsun 18 yıl sonra diyor. Ben bu evde her şeye katlandım bana söyleceğin bu mu diyor. Şimdi bana söyle bir daha o eve gidecek misin diye soruyor.

Adam diyor ki ben o eve gittiğim zaman çatıyı onarmayı ya da evin diğer tüm sorunlarını unutuyorum. O bana kendimin başka bir yönünü tanımama sağladı. Ben onun evinde güldüğüm gibi hiç bir yerde gülmedim. Bundan kendimi alıkoyamam diyor.

Karısına bu olanlardan hiç kimsenin suçlu olmadığını sadece artık başka bir pencereden bakmayı da öğrendiğini söylüyor. ama kadın onu anlamıyor. Benim de isteklerim vardı. Bunları sence neden yıllarca eteledim diye soruyor kocasına.

6 ay adam karısının evine gelmiyor. Sonunda yine aynı yatakta yatmaya başlıyorlar ve bir gece telefon çalıyor. Karısı telefonu açtıktan sonra yanında uyuyan kocasını uyandırıyor. Kocasına diğer kadının kızını doğururken öldüğünü haber veriyor.

Adam onu hiç kimsenin güldürmediği kadar güzel güldüren kadının öldüğünü öğrenince çok sarsılıyor, oturup ağlıyor ve karısı bunu seyretmek zorunda kalıyor.

Kadın bir gün yine mutfakta yemek hazırlarken adam kucağında kızıyla gelip bu masum çocuğun annesi öldü. Ona annelik yapar mısın? diyor.

Kadın tüm bunlar olmadan önce kocasından evlerinin etrafını tahta çitle çevirmesini istemişti. Bunu isteme sebebi evdekileri bir arada tutmaktı. Kocasının başka bir kadından çocuğu olacağını öğrendiği zaman, ben kendi evimdeki gibi bir ailem olmasın diye uğraştım. Benim ailemde kardeşlerimin anne ve babaları farklıydı ve biz onlardan hiç konuşmazdık. Hala düşününce kim kimden aklım karışıyor. Böyle bir ailem olmasın istedim şimdi sen bana çocuğum olacak diyorsun demişti.

Adam çocuğu kucağında gelince, tamam diyor kadın, adamın kucağından çocuğu alıp, babaların günahını çocuklar çekmemeli, bundan sonra bu çocuğun bir annesi var ama senin bir karın yok.

Sonunda da yalnız ölüyor işte.

En iyi yardımcı kadın Oscar’ını almış film. Güzel bir kurgusu ve diyalogları var.

Eskisi gibi içimden dışıma çıkmıyorum yazarken anlaşılan.

Başka da bir şey yazmak gelmiyor içimden. Gördüğüm güzel şey etrafımda buydu yazdım.

Bir de yemek yaptım. Kuru dolma. Ama güzel mi bilmiyorum. Henüz pişmedi. Kokusu da gelmiyor, gelse tadı hakkında fikrimi buraya iliştirirdim.

Bendeki güzellikler bu kadar.

Güzel günlerde görüşelim biz yine de.

zuhals

Neyse Bugün de Ölmedim 2

 

Bugün hiç sevgilim falan diyesim yok şekerim,

Dünyada öyle kötü insanlar var ki hele bir de o dünyanın içine çocuklar yaşıyor ki insanın içi acıyor. BU içi acımak kelimesini de sevmiyorum çünkü artık anlamını yitirdi. İnsan ota boka bir cümleyi kullanmaya başladı mı artık anlamını yitiriyor ama neyleyim ki onun yerine koyacak şimdilik bir cümlem yok.

Bir ailenin içinde insanlar doğan çocuklarına Muhammet adını koyup sonra 13 yaşında komşunun kızıyla cinsel ilişkiye girip aynı kızın daha sonra Muhammet’in dayısından hamile kalması yüzünden ailecek kızı öldürmeye karar verip önce işkence edip sonra kızı ıssız bir yerde kafasının arkasına kurşun sıkıp öldürüp sonra da üzerini taşlarla örtüp oradan ayrılan insanlar yaşıyor aramızda. Aynı adamların karıları televizyon ekranlarına çıkıp başları örtülü kocalarına güvendiklerini asla onların bir kadına kötü gözle bakmayacağından dem vuruyorlar. Ama kocaları bu cinayetten önce küçük bir kızı alıkoymaktan şuan cezaevinde. Aynı sülalenin bir erkeği hakkında da küçük kızları para karşılığı başka erkeklere işte nasıl deniyorsa o yüzden hapis yatıyor.

Hayatın içinde herkesin her şeyin olmasının normal olduğunu biliyorum da yine de çocukların başına gelenlerden hiç hoşlanmıyorum. Üstelik kocaman bir kasaba ya da ilçe de bu kadar kötü insanın bir arada yaşamasını anlamıyorum. Küçük kızların taşrada 11 yaşında esrar içmeye başlaması benim aklıma yatmıyor. 13 yaşında hamile olma ihtimali yüksek bir kızdan tüm kasabanın bahsetmesi, evli adamların bu çocuktan bahsetmesi kadınların kızın ailesinin buna seyirci kalması sanki uzayda başka bir dünyadan habermiş gibi geliyor.

Neyse çok çirkin şeyler yazdım çünkü onları seyrediyorum şuan ama bunlar gerçek insan kabul etmek istemese de gerçek.

Burada bir sürü anne profili var. Bunlardan bir tanesi öldürülen kızı annesi. Kızının işkence gördüğünü iddea edilen ev ve olay anlatılırken ekranda gülüyor, genelde olaylar anlatılırken gülüyor. Çocuğu yaramazlık yaptığında yani erkeklerle gezdiğinde anne kocasına değil komşusunun kocasına söylüyor kızımın bir kulağını çekiver diye. Komşu adam da kollarını morartacak kadar ölen kızı hırpalıyor. Zaten şimdi küçük kızla cinsel ilişkiye girdiği hakkında gizli tanık tarafından ifade var.

Diğer anne komşunun kızını hırpalayan adamın karısı. O en çok ağlayan duygusal üzülen biri gibi görüyor. Ama o da 13 yaşındaki kızın katilllerini açıklayan kendisi de 15 yaşında olan genç kızın sürekli yalan söylediğini iddea ediyor. Üstelik kızın halası oluyor kendisi hatta onu tehdit ediyor seni şikayet edicek amcan erkek kardeşim diye. Çünkü onları arkadaşının katili diye ihbar etmiş genç kız.

Halası bu kızı o yalancı diye tanımlıyor. 12 yaşında üvey annesini ve babasını da şikayet etti jandarmaya diyor. Kendini ısırıp analığım beni dövdü diye iftira attı diyor. Oysa kızın sırtında sigara yanıkları varmış, kıza işkence etmişler ve beş sene ceza almış ailesi. Hala ise onların sigara değil sinek izi değil kendi oğlunda da sinek izi olduğunu görseler sigara izi sanacaklarını söyledi.

Öz annesi kendi kızını bu itirafçı kızı pek fazla tanımadığını boşanınca kızını kocasının göstermediğini söylüyor. Cinayetten sonra ise bir hafta kendisinde kaldığını şimdi üç aydır kızının büyükannesinin yanında yaşadığını söylüyor. Ama karakteri hakkında bir şey söyleyemeyeceğini söylüyor.

Peki diyor programın sunucusu siz neden bunca zaman sonra kızınızı bir hafta yanınıza aldınız. Onca zaman almadınız da şimdi aldınız.

Kadın, ya diyor, benim de sinirlerim bozuk ramazan da uyanamıyordum evdekileri savura kaldırsın diye onu yanıma aldım bir hafta.

İşte o an sözün bittiği andı.

Küçük bir not anneannesi itirafçı kızın geceleri kesme amca onu kesme öldürme diye ağlayarak söylendiğini o yüzden kızı karakola götürdüğünü olayın böyle ortaya çıktığını söylüyor.

Annesi ise aynı olayı kendilerinde kaldığı süre içinde kızının sayıkladığını, kocasının başlarına bela aldıklarını söylediğini, kendisinin aslında jandarmaya gitmekten hiçte yana olmadığını ifade ediyor.

Dünya her yer de iyi değil anacım. Ya da dünyanın her yerinde herkese iyi davranmıyor.

Güzel günlerde görüşelim.

Zuhals